Aşıksan Ağız Burun Girişeceksin!

Aşıksan Ağız Burun Girişeceksin!
02/02/2015 kuklasureyya

Yok artık! İnkukla-sureyya-ani-cocukluk-askanmıyorum!

Bu cümleleri ne kadar çok duyuyorum ben anlatamam. Ne zaman başıma gelen tuhaf bir olayı anlatsam aldığım tepki böyle oluyor: “Yok artık! İnanmıyorum! Atıyorsun!” Vallahi atmıyorum.

Ben küçücük bir kuklayken okuduğum ilkokul şehrin içinde olmasına rağmen bildiğiniz “köhne”ydi. Evin hemen yanında diye oraya gitmemi istemişti ailem. Böylece her teneffüste gelip beni görebiliyorlardı. Ve evet, ben bir süt kuklasıydım.

Okulun yerleri gıcırdayan ahşaptan, merdivenleri yürümekten eskimiş mermerden, öğretmenim de dinozordu. Ama öğretmenler ayaklanmasın şimdi, benim öğretmenim istisnaydı. “Bizim zamanımızda çamaşır makinesi mi vardı, elde yıkayın.” ya da “Bizim zamanımızda matematikte kümeler mi vardı, yok öyle bir şey.” diyecek kadar efsaneydi. Ama anlatacağım şey bu değil.

Yerler ahşaptı dedim ya, çok fena tozlanıyordu etraf. O yüzden her gün bir öğrenci öğle arasında yerleri hafifçe sulardı ki toz kalkmasın.

Bir gün öğle yemeğinden dönünce bir de baktık, sınıf korkunç kokuyor! Öğrenci gitmiş, nereden bulduysa, yerlere su diye benzin dökmüş! Yerimizde duramıyoruz kokudan. Üstelik yerler ahşap. Kibrit çaksanız havaya uçacağız.

Eh, biz de zoraki beden dersine çıktık. Ben oldum olası sevmem beden derslerini. Elimi kolumu nereye koyacağımı bilmiyorum, azıcık beceriksizim. Bir kez takla atarken beden hocasının kafasına tekme atmışlığım, bir kez de bir platformun üzerinden kafa üstü yere çakılmışlığım vardır, düşünün halimi. Ama bu sefer hoşuma gitmişti beden dersi. Çünkü sınıftan bir çocuğa aşıktım. O yaştaki aşktan ne olursa artık, birbirimizi kovalıyorduk, o benim saçımı çekiyordu, ben onun yakasını, arada da itişiyorduk. Yani bildiğiniz aşk!

O zamanlar bir oyun vardı: Bizden size kim düşer. İki grup 10 metre karşılıklı diziliyor, el ele tutuşuyor, sonra bir grup bağırmaya başlıyordu: Bizden siizee kiim düüüşerr?! Karşı gruptan cevap geliyordu. “Süreyyaa! Süreyyaa!” Ve ben iki kişiyi gözüme kestirip ellerine doğru danalar gibi koşuyordum. Ellerini ayırabilirsem, o gruptan birini kendi grubuma alıyordum, ayıramazsam da ben o gruba katılıyordum.

İşte o oyunu oynamaya başladık. Ben bir gruba düştüm, aşık olduğum çocuk da diğer gruba. Bizim grup bağırmaya başladı. Adına Ahmet diyeyim. “Aahmet! Aahmeet!” Ahmet gerindi. Hepimize sırayla baktı. Sonra bende kilitlendi. Ay vallahi o da beni seviyordu! Sonra Allahhh! Üzerime doğru koşmaya başladı. Artık nasıl azmettiyse elimizi açmak için, koşmakla kalmadı, dirseğiyle yüzüme girişti. Üstelik tam burnuma!

Elimizi açamamıştı ama burnum fıskiye gibi kanıyordu. Beni apar topar öğretmenler odasına yatırdılar. Ama bir akıllı da doktora götürelim demedi. İki saat kadar orada yattım, bir yandan da kanadım. Sonra kanamam durdu, okul da bitti, kalkıp eve gittim.

Evde bizimkiler çok korktular tabi ama ben onları profesyonelce kandırdım. Üzerimdeki kanın benim olmadığına inandırıp doktora gitmemeye ikna ettim. Sadece burnum şişmişti, eh, çocuk bu, olur o kadar dediler.

Burnumun şişliği birkaç gün sonra indiğinde bir de baktık ki ben yamulmuşum! Sonunda doktora gittik, meğer burnum 4 yerinden kırılmış, hatta kaynamış bile. Ameliyat için de biraz daha büyümem iyi olurmuş.

Ahmet’ten nefret ediyordum artık. Gördüğüm yerde öldürebilirdim. Bir gün okul çıkışı elime kocaman bir taş aldım ve bir ağacın arkasına saklanıp yolunu gözledim. Ve Ahmet geçerken de taşı kafasına atıp arkama bile bakmadan eve kaçtım.

Ertesi gün Ahmet’le karşılaştığımda kafası bandajlıydı. Fena yarmışım, 10 dikiş atılmış. Az kalsın öldürüyormuşum çocuğu.

Neyse. Sonra onun kafası iyileşti ama ben 18 yaşıma kadar içi 4 yerden kırık burnumla dolaştım. Doğru düzgün nefes alamadığım yetmiyormuş gibi bir de tipim kaymıştı. Sonra ameliyat oldum, eski haline getirdiler burnumu. Artık Rocky gibi dolaşmıyorum.

Ahmet’le muhabbetimize gelince, uzun hikaye. Bir kez beni kovalayıp “Bana aşık mısın söyle!” diye bağırarak koluma ısırgan otu sürmüşlüğü, bir kez mahallenin duvarlarını “Seni seviyorum” yazılarıyla donatmışlığı var. Bir kez de en yakın arkadaşının karnıma yumruk atmışlığı. Ama hiç çıkmadık. İyi de oldu sanırım. Pek de ideal bir çift değilmişiz zaten.

Comments (7)

  1. Ceren 6 sene önce

    ahahaahaha çok güldüm süreyya, iyi ki işi ilerletip büyüyünce evlenmemişsiniz bildiğin aile içi şiddetten 6 aya çıkmazmışsınız 😀

    • Author
      kuklasureyya 6 sene önce

      Hihihi .ok haklısın, kimbilir ne kadar kırık çıkık sahibi olurduk! 😀

  2. Pelin 6 sene önce

    yazdıkların içinde en sevdiklerimden biri bu sevgili süt kuklası 🙂

    • Author
      kuklasureyya 6 sene önce

      Yaaa, çok teşekkür ederim 🙂 Ben de çok seviyorum ama biraz da ayıyla hatırlıyorum :))

  3. BuKetCee 6 sene önce

    kuklacim.. klasik türk filmlerine de ne zaman baksam oturur ya gulerim ya da huzunlenirim ) ne alaka bu simidi buketcee dersen ?

    igde bu hikayeni ilk okudugumda cok gulmustum emin ol simdide guldurdun ))

    yolun cok acik olsun blog unda hayirli ugurlu olsun..

    seni cok seviyoruz !

    • Author
      kuklasureyya 6 sene önce

      Canıııımmm 🙂 Çok teşekkür ederimm 🙂 Ne güzel benzetme yapmışsın! 🙂 Sevgi benden ki!!!! =)

  4. Papatya Prenses 6 sene önce

    Ayyyyyy ya ben bunu ilk okuduğumda da çok gülmüştüm 🙂 Çok yaşa Süreyya 🙂

    Mazallah evlenseniz 3.sayfa haberlerinde olabilirdiniz gibi gibi :))

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*