İstanbul’dan Kapadokya’ya Emekçi ve Güzel Kadınlar

İstanbul’dan Kapadokya’ya Emekçi ve Güzel Kadınlar
23/05/2015 kuklasureyya

kukla-sureyya-kapadokya-serife-teyzeFotoğraf Kapadokya‘dan. Bu tatlı teyzenin adı Şerife. Kendisi Nevşehirli ve 64 yaşında. Bu işi, yani hediyelik eşya işini 6 yıldır yapıyormuş. Öncesinde de otellerde çalışmış. Köpeğinin adı da Efe. Kendisine baktığımı fark edince “Turistler hep fotoğrafımı çekiyorlar.” dedi bana. Ben de geleneği bozmadım, çektim. Ve o kadar sıcakkanlıydı ki, herkesin neden fotoğrafını çektiğine de hiç şaşırmadım. Kapadokya bu açıdan çok ilginçti gerçekten. Sadece Şerife Teyze değil, kiminle konuşsam çok sıcakkanlı ve samimiydi. Üstelik güleryüzlülerdi. Sanırım küçük yerlere özgü bir durum bu.

kukla-sureyya-kapadokya-zulfiye-ablaBu fotoğrafı da Kapadokya’da çekmiştim. Bu güleryüzlü ablanın adı Zülfiye. Asmalıkonak’ın önünde tezgah açmış, takı, tesbih ve sürme satıyordu. Beni boş boş gezinirken görünce, “Geel, sana bir sürme çekeyim!” dedi. Ben de “Ne sürmesi, benim tüylerim çok, bana yakışmaz sürme.” dedim. Hiç ısrar etmedi. Sohbete başladık sonra. Öyle neşeliydi ki, “Ne güzel böyle gülmen.” dedim. Ve bana tıpkı benim gibi bir cevap verdi: “Pozitif olacaksın ki hayat güzel geçsin.”

kukla-sureyya-istanbul-acibadem-pazar-emriye-teyze-tokat-yapragiBurası Acıbadem’deki haftalık pazar. Her hafta perşembe günleri kuruluyor. “Ve ben her hafta buradan alışveriş ediyorum” demek isterdim ama şu ana kadar bir kez bile etmedim! Bunun sebebi pazarlara karşı olmam değil, aksine, çok seviyorum böyle pazarları. İçinde dolaşmak, yürümek falan çok hoşuma gidiyor. Ama ben yemek yapayı sevmiyorum. Geçen haftalarda tatlı yapacağım diye balkabağı aldım marketten, dolapta durdu günlerce, dün de kokuştuğunu fark edip attım. Neyse, diyeceğim bu değil. Demin pazarın önünden geçerken çok güzel göründü sebzeler falan. Ben de uzaktan bir fotoğraf çekeyim dedim. Tam çekiyordum ki şu anda fotoğrafta gördüğünüz teyze seslendi bana: “Face’e mi koyacaakksıınn?” Güldüm, “Evet” dedim, “Face”e koyacağım. Bir yandan da yanına yaklaştım. “Geçen gün Kadıköy Çarşı’da çektiler beni, sen de çek istiyorsan.” dedi. “Aa, tabi çekerim!” dedim. Tatlı tatlı poz verdi. Sadece  fotoğrafını çekmek olmaz, soru da sordum tabi. Adı Emriye’ymiş. Tokatlıymış, 24 yıldır da pazarda yaprak satıyormuş. Yaşını da sordum ama söylemedi “Kadınlara yaşı sorulmaaz!” dedi neşeyle. O sırada yanımızdan geçen bir taksi şoförü de yavaşlayan trafikte bizi duymuş olacak ki muhabbete girdi: “Sorulmaz tabii!” “Tamam” dedim, “Sorulmaz!” Ve hep birlikte güldük.

Sonra fotoğrafı gösterdim Emriye Teyze’ye. “Çok güzel çıkmışım.” dedi. “Evet” dedim, “Çok güzel.” Sonra teşekkür ettik birbirimize ve ben uzaklaştım. Bir kenarda durup bunları yazdım. Neden yazdım bilmiyorum aslında tam olarak. Sanırım sohbetin rahatlığı, doğallığı hoşuma gitti. “Burası beni şehrim” dedim. “Pazarcısıyla, taksi şoförüyle, kahvecileriyle benim şehrim. Sokaklarında dilediğim gibi gezerim. Kaldırımda karşı karşıya kaldığım biriyle selamlaşırım, kedileri severim.. Herkesin memleketi kendine güzeldir ya, İstanbul da benim memleketim..”

Comment (1)

Pingbacks

  1. […] Yazının devamı için tıklayınız… […]

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*